Hoşgeldin Ziyaretçi  Giriş |  Kayıt Ol   1 tane yeni mesajın var

Topuk dikeninin belirtileri nelerdir? Nasıl tedavi edilir?

Kimlerde daha sık görülür ve oluşumu nasıl önlenebilir?
9 yıl önce  soruldu. Durum: Açık
Konular: Topuk dikeni
Soruyu arkadaşına gönder

Not: BU SAYFADAKİ SORULAR VE CEVAPLAR TEDAVİX.COM ÜYELERİ TARAFINDAN OLUŞTURULMAKTADIR.
Hiçbir tedavix.com üyesi hastalıklara teşhis koymaya yetkili değildir. Üyeler, yaşadıkları tecrübeleri paylaşarak soruları cevaplandırmalıdır. Tedavix.com, cevaplanan soruları, teşhis ve tedavi karşılığı olarak görülmemesini tavsiye eder. Her rahatsızlığınızda mutlaka her zaman doktora danışınız.

  • Tipik topuk ağrısı sabah kalkınca veya uzun süre oturma sonrası ilk basışta ortaya çıkar ve biraz yürüyünce azalırgün içinde yorgunlukla yeniden artar. İleri durumlarda yürüme çok zorolabilir. Topuk ağrısı genel bir deyimdir ve hastalığın nedeninibelirtmez.

    Topuk bölgesinde ağrıya yolaçabilecek değişik yapılar vardır vebunların hepsi topuk ağrısından sorumlu tutulmuşlardır. Tüm bu yapılartek başlarına veya beraber ağrıya yol açabilirler. Topuğun yere basankısmında özel bir yağ dokusu vardır ve yük taşımak için bölmelerhalinde dizilmiştir. Zamanla bu yağ dokusu aşınabilir ve yük taşımaözelliğini kaybederek ağrılı hale gelebilir.

    Topuk kemiğinden (kalkaneus) başlayıp ayağın önüne kadar uzanan bir bağdokusu olan plantar fasya ayağın kavsini oluşturmakta önemli bir görevüstlenir. Bu dokuda oluşan ufak yırtıklar topuk ağrısı nedenidir.Aslında röntgen filmlerinde topuk kemiğinin altında görülen ve topukdikeni de denilen kemik çıkıntı bu bağ dokusunun yapışma yeridir. Ancakgenellikle bu kemik çıkıntının ağrı ile bir ilgisi yoktur.

    Ayak bileğinden geçen sinirler topuğa doğru ince dallar gönderir. Buince sinir liflerinin dokular arasında sıkışması topuk ağrısının nedeniolabilir.

    Kaynak :
    8 yıl önce cevaplandı.  |  Raporla
    Bu cevap işinize yaradı mı?       

  • Kimlerde görülür?

    Kilolu, ayak tabanındaki kaviste düşüklük veya aşırı kavislenme olan kişilerde, uzun süre ayakta kalmayı ve yürümeyi gerektiren işlerde çalışanlarda, zorlayıcı sportif aktivitesi yapanlarda daha sık görülür. Romatizmal hastalıklar bunların oluşmasını kolaylaştırmaktadır.

    Hasta genellikle sabah kalkınca ilk adımda şiddetli topuk ağrısından yakınır. Daha sonra kısmen hafifleyen ağrı, uzun süre yürüme, ayakta kalma ile tekrar artabilir.
     
    Toplumda ise yaş ilerledikçe daha sıklıkla rastlanılmaktadır. Gebelik ve obezite gibi kilo alımı görülen durumlarda topuk dikeni riski artmakta. Topuk dikeni genellikle iki taraflı olarak görülmektedir. Topuk kemiğinin yere temas eden yüzeyinde bir diken şeklinde çıkıntı ile kendini göstermektedir.

    Neden oluşur?
     
    Topuk Dikeninin oluşma sebebi ayak tabanındaki aşırı zorlanmadır. Ayak tabanındaki dokuların topuğa yapışma yerinde gerilme, zorlanma nedeniyle zamanla minik yırtık ve zedelenmeler oluşur. Daha sonra oluşan doku iltihabı ve sertleşmesi, yerini kemikimsi bir yapıya bırakır. Bu da röntgen filminde topuğa batmış bir diken gibi görünür. Ağrının sebebi dokuda meydana gelen zedelenmedir. Oluşan kireçlenme vücudun zedelenmeye karşı verdiği reaksiyondur.
     
    Topuk dikeni tedavisinde öncelikle tabanlıklar ve özel ayakkabılar kullanılır. Daha sonra bölgesel kortizon enjeksiyonları hatta cerrahi müdahaleler uygulanabilir. Tüm bu tedavilere rağmen dirençli ve tekrarlayan topuk dikenlerine rastlanılabilir.
     
    Radyoterapi ile Tedavi
     
    İşte bu tip tedavilere rağmen tekrarlayan ve dirençli topuk dikeni vakalarında etkili bir tedavi yöntemi de radyoterapidir.
     
    Topuk bölgesine uygulanan kısa süreli ve düşük dozdaki radyoterapi tedavisi etkin bir şekilde topuk dikenini ortadan kaldırabilmektedir. Düşük dozlarda uygulandığı için hemen hemen hiçbir yan etkisi olamayan radyoterapi tedavisi tekrarlayan topuk dikeni tedavisinde önemli bir tedavi alternatifidir.
     
    Bunun dışında; tekrar büyümesini engellemek ve verdiği acıyı azaltmak için ortopedik ayakkabı giymek veya ayakkabının topuk hizasına konan bir aparat kullanmak yeterli olabilir. Ancak laser tedavisi ile bu acıdan tamamen kurtulmak da mümkündür.
     
    Laser Terapisi ile Tedavi
     
    Yaklaşık 35 yıl önce geliştirilen Laser terapi cilt ve altındaki dokulara ulaşarak vücudun doğal iyileştirme sürecini uyaran özel tip bir ışın tedavisidir.Sonuçta daha hızlı iyileşme, ağrıda, şişme ve enflamasyonda azalma sağlar.
     
    Hücreler Laser enerjisine maruz kaldıklarında bir dizi kimyasal reaksiyon meydana gelir. Bu reaksiyonlar sonucu bazı iyileştirici etkiler oluşur:
     
    * Artmış hücre metabolizması
    * Lokalize kan akımının iyileşmesi
    * Kollagen kas dokusunun gelişimi
    * Akut ve kronik ağrının iyileşmesi
    * Lokalize enflamasyon ve ödemin azalması
    * İmmün sistem stimülasyonu
    * Sinir fonksiyonlarının stimülasyonu
     
    Laser tedavisi tek başına uygulanabildiği gibi diğer manuel tedavi ve elektroterapi yöntemleri ile birlikte uygulanabilir.
     
    Laser Tedavisi Nasıl Uygulanır?
     
    Laser aleti direkt cilt üzerine pozisyonlanarak, nazik bir basınçla uygulanır.Genelde tedavi sırasında herhangi bir rahatsızlık ve his yoktur. Değişik alanlara uygulama yapılabilir:
     
    * Direkt lezyon üzerine veya zedelenme bölgesine
    * Kas yapışma yerine
    * Tetik nokta veya hassas noktalara
    * Sinir kökleri veya yüzeysel sinir gövdekeri
    * Akupunktur noktalarına
     
    Laser tedavisi uygulandığı bölge üzerindeki olumlu etkileri yanında çevredeki dokular üzerinde de pozitif etkisi vardır. Artmış hücre membran geçirgenliği ve kimyasal mediatörlerin kan dolaşımına karışması sistemik olumlu etkilere neden olur.
     
    Laser Tedavisi Nedir?
     
    Düşük düzeyli lazerler(LLL) soğuk laser olarak da bilinir ve doğal ışıktan farklı, sıkıştırılmış ışıktır.Laser ışığı ısı oluşturmadan cilt yüzeyine penetre olur,cilde herhangibir zarar vermez ve yan etisi yoktur. Spesifik dalga uzunlukları ve güç düzeyleri farklı seviyelerde penetrasyon ve hücresel etkiye neden olur.
     
    İki tip medikal Laser vardır. Yüksek düzeyli olanı dokuları kesmek için kullanılır. Düşük düzeyli olanı ise doku yenilenmesi ve biostimülasyon amaçlı kullanılır. LASER “Light Amplificiation by the Stimülated Emission of Radiation” baş harflerinden oluşmuştur. Bu Teori İlk kez Albert Einstein(1879-1955) tarafından oluşturulmuştur. Terapötik amaçlı Laser ilk kez 1962 yılında geliştirildi.
     
    Laser tedavisi Avrupa'da 30 yıldır uygulanmaktadır. Pratikte kabul görmüş,dünyada 2500 üzerinde yayın yapılmıştır.
     
    LASER TEDAVİSİ SONRASINDA HASTALIĞIN TEKRARLAMA RİSKİ VAR MI?
     
    Laser vücudun kendi iyileştirici mekanizmalarını kulandığı için, hastalık bir kez iyileşirse tekrarlama şanşı düşüktür. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa o denli iyi sonuç alınır.
     
    Ortalama 10-15 seans tedavi yapılmalıdır. Ağrı kesici etkisi birkaçgün içinde kendini gösterir. Birlikte egzersiz, masaj, uygun tabanlık kullanımı gerekebilir.

    Kaynak : Dr. Vildan Cerci Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi
    8 yıl önce cevaplandı.  |  Raporla
    Bu cevap işinize yaradı mı?       

Cevabımı ekle

                 
Diğer üyeler cevap yazdıklarında beni uyar...
Cevaplar yasal olmayan içerik veya kişilik hakkına saygısızlık içeremez.



İlgili üyeler

Web Sonuçları